Connect with us

Hukuk ve Profesyonel Hizmetler

EPDK Başkanı Yılmaz: “Tüketicinin enerjisini üretebilmesinin yolunu açıyoruz”

Yayın Tarihi

on

EPDK

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından hazırlanan ve “daha fazla vatandaşımızın güneş enerjisinden yararlanmasını amaçladığı” belirtilen yönetmelik tamamladı.

EPDK tarafından tamamlanan yeni yönetmelikle, lisanssız elektrik üretimine ilişkin yönetmelik ve tebliğin birleştirilerek tek bir mevzuat altında işlemlerin yürütülmesi amaçlanırken; başvuru süreçleri, başvuruların değerlendirilmesi ve yeni kurulacak tesisler açısından ihtiyaç fazlası enerjinin değerlendirilmesi gibi hususlar yeniden düzenlendi. Bürokratik evrak ve süreçler basitleştirilerek kurumlarda geçen süreler kısaltıldı.

Yönetmelik; aynı bağlantı noktasını, tüketim tesisinin bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücünü, tüketim-üretim yönlü dağıtım bedellerini dikkate alarak tüketici açısından tüketimini en az maliyetle karşılıyor olmasına dönük bir anlayışla hazırlandı.

Yeni yönetmelikle, lisanssız rüzgâr vegüneş enerjisine dayalı başvuruların ancak TEİAŞ tarafından kapasite tahsisi gerçekleştirilmesi halinde kurulabildiği dönem sona erdi. Aynı ölçüm noktasında olmak, şebeke güvenliğini teknik yönden etkilememek ve yönetmelikte tanımlanan şartlar dahilinde artık herkes kendi üretim tesisini kurabilecek.

Getirilen aylık mahsuplaşma sistemi ile serbest tüketici olsun olmasın herkes, hafta içi veya gece tükettiği elektriği, gündüz veya hafta sonu ürettiği elektrikten karşılayabilecek. Böylece elektrik şebekesini bir nevi depo olarak kullanabilecek.

Konuyu değerlendiren EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz şu açıklamayı yaptı:

“Yeni sistemde üretim yapmak isteyen kişilerin dikkat etmesi gereken en önemli husus, yatırımın geri dönüş süresini asgari seviyelere indirmek için tüketim gücü kadar değil tükettiği enerji miktarı kadar enerji üretebilecek tesisi kurmak olacak. Yani tüketicimiz ‘en fazla enerjiyi üretecek tesisi kurmalıyım’ düşüncesi ile değil, ‘tüketim miktarımı karşılayacak en hesaplı tesisi kurmalıyım’ düşüncesi ile hareket etmeli. Güneşimiz her hane için, her ticarethane için, her sanayici için bir enerji kaynağı olsun istiyoruz. Yeni düzenleme ile her tüketicinin kendi enerjisini üretebilmesinin de yolunu açıyoruz. Güneş çatılarda yükselmeye devam ettikçe hem tüketici kazanacak hem de ülkemiz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın çok değerli katkılarıyla yaptığımız çalışmalar sonucunda ortaya koyduğumuz yeni düzenleme, sürekli gelişim gösterecek nitelikte, yatırım yapılabilir ve büyüme odaklı bir güneş piyasasının devamını sağlayacaktır inancındayım. Artık enerji ihtiyacımızı yerinde, daha etkin ve daha verimli şekle getirmek, tüketildiği yerde enerjinin üretilmesini sağlamaya çevirmemiz gerekiyor.”

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Hukuk ve Profesyonel Hizmetler

GÜYAD Başkanı Özkök: “Fabrika sahasına da GES kurulumu yapılabilmesine olanak sağlanmalı”

Yayın Tarihi

on

GÜYAD

Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği (GÜYAD) Başkanı Cem Özkök’le bir söyleşi gerçekleştirdik. Sektörün ve piyasaların genel durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cem Bey, “Ne yapmalı?” sorusuna da ayrıntılı cevaplar verdi.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1960 yılında İskenderun’da doğdum. Ankara Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra, 1977 senesinde Hamburg Üniversitesinden ön lisansımı tamamladım ve sonrasında 1984 senesinde Hamburg Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümünü bitirdim.

Yurt özlemi ağır bastı ve Almanya’daki eğitim hayatından sonra, profesyonel kariyerime Türkiye’de devam etmeye karar verdim. 1984 yılında Türkiye’ye dönerek ÖZKÖKLER AŞ’de Proje Mühendisi olarak çalışmaya başladım. Bizim zamanımızda şirkette alt basamaklardan başlanır ve teker teker yukarı çıkılırdı. Yurtdışındaki edindiğim bilgi ve deneyimi ÖZKÖKLER AŞ’ye taşımış ve sırasıyla Proje Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyeliğine kadar yükseldim.

Geçmiş yıllarda proje yönetimi, enerji projeleri, endüstriyel inşaatlar, doğrudan yabancı yatırımlar, ihaleler ve ortaklıklar gibi konularda önemli tecrübeler edindikten sonra 1993 yılında GÜRİŞ Holding’e katıldım.

Gönlüm hep yenilenebilir enerjiden yana olduğu için özellikle JES, RES ve HES yatırımları konusunda çalışmalarım oldu ve Grup bünyesindeki çeşitli şirketlerde iş geliştirmeden sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmalarıma devam ediyorum. Ayrıca HESİAD Yönetim Kurulu üyesiyim ve 2017’den bu yana GÜYAD Yönetim Kurulu Başkanlığını da sürdürmektedir.

GÜYAD ve faaliyet alanları hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?

Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği (GÜYAD), Türkiye ve Dünyada güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına elektrik üretimi için yatırım yapan şirketlerinin oluşturduğu çatı kuruluş olarak faaliyetini sürdüren bir sivil toplum kuruluşudur.

GÜYAD, AB ülkeleri ile Türkiye karşılaştırıldığında güneş enerjisi potansiyelleri başta olmak üzere diğer yenilenebilir enerji kaynakları bakımından son derece elverişli bir konuma sahip olan ülkemizde yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması amacıyla kurulmuştur. Bu doğrultuda, yatırım ikliminin oluşması için kamu ve özel sektör nezdinde gerekli adımları atmak, sektörde meydana gelen gelişmeleri takip etmek, ülke enerji politikasını, teknik gerekleri, ekonomik gelişmeleri ve elektrik enerjisi konusundaki uluslararası mevzuat ve anlaşmaları dikkate alarak araştırmalar yapmak amaçları arasındadır.

1-2 hafta önce çatı ve cephe uygulamalı güneş enerjisine dayalı elektrik üretiminde fazla elektriğin satılabilmesine olanak tanıyan lisanssız elektrik üretimine ilişkin yeni yönetmelik yürürlüğe girdi. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Bizim gibi sanayi yatırımcıları için önemli olan Lisanssız Elektrik Üretimi ile ilgili olarak mevzuatta fabrika sahasına da GES kurulumu yapılabilmesine olanak sağlanmasıdır. Çünkü birçok parselde fabrika kapalı alanları bina emsal sınırına dayanmış durumda ve parselinde daha boş alan var. Bu tip endüstriyel bölgelerde nitelikleri itibari ile de tarım yapılması mümkün değil, zira fabrika arsası. Fabrikayı büyütmek ya da yeni fabrika yapmak da mümkün değil çünkü emsal sınırına dayanılmış durumda. Bu nedenle atıl duran ve bu arsaların yerinde üret ve  yerinde tüket prensibi doğrultusunda ekonomiye kazandırılması gerekir.

Küresel iklim değişikliği ve enerjide dışa bağımlılık gibi olgular, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de yenilenebilir enerjiyi ön plana çıkarıyor. Genel olarak Türkiye’nin yenilenebilir enerjideki mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de, güneş enerjisinde 5,6 GW sınırı geçilmiştir. Bu başarının yakalanmasında YEKDEM’in varlığı ve lisanssız elektrik üretiminin önünün açılması büyük rol oynamıştır.

İlk YEKA GES ihalesi kapsamındaki fabrika kurulumu devam etmekte olup, 2. YEKA GES için de Şanlıurfa, Hatay ve Niğde’de toplam 1 GW olarak ihale süreci başlatılmış ve malum sebeplerle iptal edilmiştir.

Geldiğimiz noktada yenilenebilir enerjinin bir dar boğaza girdiği gerçeği ile karşı karşıyayız. Ama ümitsiz değiliz, çünkü yapılması gerekenleri ve atılması gereken adımları çok iyi biliyoruz.

GÜYAD olarak en büyük öngörümüz ise yatırım ikliminin yaratılması durumunda ülkemizin ithal ikame kaynaklara olan talebinin azalacağı ve cari açığın kapatılmasında önemli bir katkı sağlayacağımızdır.

Buna göre ne gibi adımlar atılmalı sizce?

Yenilenebilir enerji projeleri için konut finansmanında olduğu gibi kolaylıklar getirilmesi son derece faydalı olacaktır. Diğer taraftan ucuz finansman sağlayan kalkınma ve ihracat kredileri kullanımının önünün açılması amacıyla yerli katkı için zorunlu oran belirleme yaklaşımı yerine ilave prim ödemesi ile destekleme yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan YEKA-2 iptali ve finansman koşulları nedeniyle paydaşların sektöre olan inancını kaybetmemeleri amacıyla kapasitelere ilişkin bir ihale takvimi oluşturulmalı, ilan edilmeli ve uygulanmalıdır.

İhale sistematiği değiştirilerek mali ve teknik/deneyim yeterlilik kriterleri getirilmeli. İhalelerde mutlaka yapılabilirlik alt sınırı işletmeye alma süresi yaptırımlar ya da teşviklerle belirlenmeli; eş bazda olan teklifler başka faktörler üzerinden yarıştırılmalıdır.

İhalelerde finansman bulabilme koşulları da değerlendirilerek bizim mini YEKA olarak adlandırdığımız çeşitli büyüklüklerde kapasiteler (5-10- 20 MW) ilana çıkılmalıdır.

Özellikle 2019 yılı için küçük kapasiteler için ivedilikle yapılacak yarışma ilanlarının sektöre hayat suyu olacağı gerçektir. Diğer taraftan hibrit yatırımlar için düzenlemelere hız verilmelidir.

Yatırımcıların sektöre olan ilgisi arttırılmalıdır.

Türkiye’deki güneş enerjisi yatırımcıları ne gibi zorluklar yaşıyorlar? Yatırımcıların sektöre dolan ilgisi arttırılmalı derken neyi kast ediyorsunuz?

Şu anda sektörde en büyük problem finansmandır. Kurlardaki dalgalanma yatırım/finansman maliyetlerinde arttırıcı etki yarattı. Dolarda libor+10, TL’de yüzde 36 dolaylarında dalgalanan faizler yatırımcı için son derece ürkütücü oldu. YEKDEM’in geleceği konusundaki belirsizlik de eklenince sektör paydaşlarının birçoğu Afrika, Ukrayna ve Balkanları tercih etmeye başladı.

Belirsizlikten başka; yatırımcı, yatırım kararını verdikten sonra fizibilitesine etki edecek herhangi bir mevzuatsal değişikliğin olmamasını istiyor. EBRD ve IFC (Uluslararası Finans Kurumu) gibi kuruluşlar tarafından verilen ucuz kredilerin yerli katkı engeline takılmaması da yatırımcıların tercihlerinde büyük rol oynuyor.

Afrika, Ukrayna ve Balkanlarda yatırım yapma maliyetlerinin Türkiye’ye göre daha düşük olması ayrıca uygulanan alım garantilerinin yerine göre çok daha yüksek veya uzun süreli olması yatırım yapılabilecek bölgeler listesinde Türkiye’yi maalesef bu bölgelerin gerisine atıyor.

Son olarak 2019’dan beklentileriz ve kısaca eklemek istedikleriniz nelerdir?

Yukarıda belirttiğimiz hususların hepsi beklentilerimizdir. Şu anda Türkiye’nin güneşte 5.600 MW kurulu gücü bulunuyor. Almanya’da bu 50.000 MW. Türkiye bu alanda Almanya’nın gerisinde olsa da gelişmekte olan bir piyasa olarak önemli bir noktaya geldi.

Daha iyi olması için birkaç gol atılması gerekli; futbol terminolojisi ile konuşacak olursak:

  1. Maçların hangi tarihte ve hangi sahada olacağı lig başlamadan önce açıklanmalı: Uzun/orta vadeli programlarda kapasiteler şimdiden açıklanarak ilan edilmeli ve uygulama tarihlerine sadık kalınmalı.
  2. Oyunun kuralları maç başlamadan önce belirlenmeli ve maç boyunca da öyle kalmalı: Fizibiliteleri etkileyecek mevzuatsal değişiklikler yapılmamalı.
  3. Maçın sonunda verilecek prim belli olmalı: YEKDEM’le ilgili süre ve rakamlar netleştirilmeli. (Döviz bazlı ve sabit rakamlar olmalı)
  4. Stadyumlara ve alt yapıya yatırım yapılmalı: Şebekenin esnekliğini artırıcı mekanizma ve teknolojilerle ilgili çalışmalara geç kalmadan başlanmalı.
  5. Kendi takımına alt yapıdan oyuncu yetiştirmek isteyen kulüplere kendi arsalarına futbol sahalarını yapma şansı tanınmalı: Devletten herhangi bir destek istemeyen, kendi elektriğini kendi sahası üzerinde üreterek yine kendi fabrikasının enerjisini sağlamak isteyen yatırımcılara imkân tanınmalı

Bu gollerle Türkiye’nin şampiyon olması kaçınılmaz.

Devamını Oku

Hukuk ve Profesyonel Hizmetler

Yenilenebilir enerjide Türk-Alman iş birliği ivme kazanacak

Yayın Tarihi

on

yenilenebilir

Almanya Ekonomi ve Enerji Bakan Yardımcısı Thomas Bareiss, “Türkiye ve Almanya, yenilenebilir enerji, enerji depolama gibi yeni etkinleştirici teknolojiler ve enerji verimliliği gibi alanlarda iş birliğinin daha da artırılmasını hedefliyor” dedi.

Almanya Ekonomi ve Enerji Bakan Yardımcısı Thomas Bareiss, enerji alanında Türkiye’yle iş birliğinin geliştirilmesi için dört çalışma grubu oluşturulduğunu belirterek, “Türkiye ve Almanya, yenilenebilir enerji, enerji depolama gibi yeni etkinleştirici teknolojiler ve enerji verimliliği gibi alanlarda iş birliğinin daha da artırılmasını hedefliyor” dedi.

Türkiye ve Almanya arasında ekonomi ve enerji alanındaki ilişkiler hakkında, Anadolu Ajansı muhabirinin sorularını yanıtlayan Bareiss, Türk-Alman enerji ortaklığı için özel temsilci olarak görevlendirildiğini ve 5’inci Berlin Enerji Dönüşüm Diyaloğu Konferansı kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar ile görüştüğünü söyledi. Bareiss, Bayraktar ile iki ülke arasında enerji alanındaki güçlü ortaklığı teyit ettiklerini ifade ederek, Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret hacminin artırılması gerektiğini vurguladı.

Almanya’nın Türkiye’nin en önemli ticaret partnerlerinden biri olduğunu kaydeden Bareiss, son 4 yılda ticaret hacminin arttığını ancak bu hacmin daha da artırılması için tarife dışı engellerin azaltılmasının önemli olduğunu belirtti.

Bareiss, enerji alanında ilişkilerin geliştirilmesi için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier’in geçen yıl Ekim’de Ankara’da yapılan 2’inci Türk-Alman Enerji Forumu kapsamında bir niyet mektubu imzaladığını anımsattı. Türk-Alman Enerji Forumu’nun yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, enerji altyapısı ve düzenlemeler alanlarında diyalog ve iş birliği için bir platform sağladığını aktaran Bareiss, “Sektör eşleşmesi de iş birliğimiz de başka bir hedef alanıdır. Sektör eşleşmesi, yenilenebilirden elde edilen elektrik üretiminin, elektrik sektörü dışındaki, örneğin binalar, sanayi ve ulaşım sektörleri gibi farklı alanlara da aktarılması anlamına geliyor” dedi.

Bareiss, bu alanlarda iş birliğinin artırılması için yeni adımlar atıldığına işaret ederek, şunları söyledi:

“İş birliğinin geliştirilmesi için dört çalışma grubu oluşturuldu. İki ülkenin birbirinin tecrübelerinden faydalanabilmesi için özel sektör ve diğer paydaşları da bu gruplara dahil ettik. İş birliğimizin somut başlıklarını, örneğin deniz üstü (offshore) rüzgâr enerjisi piyasasının teşvik edilmesi, enerji depolama gibi yeni etkinleştirici teknolojiler ve enerji verimliliği gibi alanlar oluşturuyor. Ben aynı zamanda kömür santralleri gibi konvansiyonel elektrik santralleri alanında know-how aktarımı veya nükleer enerji alanında güvenliğin artırılması gibi alanlarda da çok fazla potansiyel görüyorum. Çalışma gruplarında da gerek altyapı gerek enerji verimliliği gerekse yenilenebilir enerji alanlarında ortak projeler yapılması konusunda görüşmeler yapıyoruz. Türkiye; başta rüzgâr ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerji konusunda çok iyi şartlara sahip. Türkiye’de Almanya’dan daha iyi koşullar bulunuyor. Dolayısıyla Alman şirketleri için Türkiye’de yatırım yapmak faydalı oluyor. Türkiye ve Almanya; yenilenebilir enerji; enerji depolama gibi yeni etkinleştirici teknolojiler ve enerji verimliliği gibi alanlarda iş birliğinin daha da artırılmasını hedefliyor” diye konuştu.

EnBW ve RWE gibi Alman enerji şirketlerinin son yıllarda Türkiye’de önemli yatırımlar yaptıklarını hatırlatan Bareiss; Türkiye’nin artan enerji ihtiyacının karşılanmasında da destek olabileceklerini; güneş ve enerjiyle birlikte hidroelektrik enerjisi alanında yatırım yapabileceklerini belirtti.

“LNG alarak enerji kaynak çeşitliliğimizi artırmaya çalışıyoruz”

Almanya’nın enerji güvenliği konusuna da çok önem verdiğine değinen Bareiss; farklı ülkelerden; farklı rotalardan enerji arzlarını çeşitlendirdiklerini; bunun için de altyapı yatırımları yaptıklarını kaydetti.

Bareiss; Avrupa’da pek çok sıvılaştırılmış doğal gaz terminali (LNG) bulunduğunu ancak bunların tam kapasite çalışmadığını ifade ederek; “Bu nedenle yatırımcı ve şirketlere teşvikler vererek Almanya’da da LNG terminali kurulmasına uğraşıyoruz. Böylelikle; ABD; Katar veya Rusya gibi ülkelerden LNG alarak enerji kaynak çeşitliliğimizi artırmaya çalışıyoruz. Henüz başlangıç aşamasındayız. Şu an bu LNG terminallerinin nereye kurulacağı; hangi altyapı yatırımlarını gerektireceği ve hangi yönetmeliklerin hazırlanması gerektiği üzerinde çalışıyoruz. dedi.

Danimarka Enerji Ajansının Kuzey Akım 2 projesinde farklı bir rota izlenmesi talebinin ardından projenin işleticisi Nord Stream 2 AG şirketi ile Danimarka’nın sorunun çözülmesi için uğraştıklarını kaydeden Bareiss; “Günün sonunda bu problemlerin çözüleceğine inanıyorum. Diğer ülkelerin endişelerinin giderilmesi için bir çözüm bulunacaktır. Bizim için Doğu Avrupa ülkelerinin de bu sürece katkıda bulunması çok önemli” diye konuştu.

Bareiss; Almanya’nın nükleer enerji ve kömür kullanımını durdurmasıyla kapasitesinin yüzde 75’ini kaybedeceğini anımsatarak; bu nedenle yeni; güvenli; temiz ve ucuz enerji tedarikinin kendileri için önemli olduğunu ve bu açıdan doğal gazın iyi bir seçenek olduğunu ve gelecek yıllarda bu alana ciddi yatırımlar yapılacağını sözlerine ekledi. (Kaynak: aa.com.tr)

Devamını Oku

Hukuk ve Profesyonel Hizmetler

Bakan Dönmez “kendi elektriğini kendin üret” çağrısı yaptı

Yayın Tarihi

on

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Twitter hesabı üzerinden “kendi elektriğini kendin üret” çağrısı yaptı.

Lisanssız yenilenebilir enerjide kurulu güç sınırının 1 MW’den 5 MW’a çıkarılmasının ve aylık mahsuplaşma esasının getirilmesinin ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’den “kendi elektriğini kendin üret” çağrısı geldi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Twitter hesabından paylaştığı görselle ‘kendi elektriğini kendin üret’ çağrısı yaptı.

Şahsi Twitter hasabından “Yenilenebilir enerjide Türkiye’nin hızlı yükselişi devam ediyor” başlığı taşıyan bir görsel paylaşan Bakan Dönmez, yeni düzenlemelere ve bunların neler getireceğine ilişkin madde madde açıklamalarda bulundu.

Lisanssız kurulu güç sınırının 1 MW’den 5 MW’e yükseltildiği kaydedilen açıklamada, işletmelerin ya da vatandaşların lisans alma ya da şirket kurma zorunluluğu olmadan daha fazla elektrik üretebileceği kaydedildi.

Mesken aboneleri için 10 kW; tüm işletmeler ve kamu kurumları içinse 5 MW’a kadar kurulacak enerjinin öz tüketim fazlasının satılabileceği bilgisi paylaşılan açıklamada; düzenlemeyle güneş enerjisine dayalı elektrik üretimi yapabilecek âtıl haldeki çatı; cephe vb. alanların değerlendirilmesinin hedeflendiği bilgisi verildi.

Tarımsal sulama aboneleri; içme suyu tesisleri; atık arıtma tesisleri ve kamu kurumları da uygulamaya dâhil edilirken; YEKDEM mekanizmasına tabi tesislerde üretilen ihtiyaç fazlası elektrik için kendi abone grubundaki tek zamanlı aktif enerji bedeli tesis işletmeye alındıktan itibaren 10 yıl geçerli olacaktır esasının getirildiği vurgulandı.

Üretim ve tüketim noktası aynı olmak şartıyla mevcut bağlantı gücünü aşmamak üzere güneş ya da rüzgâr santrali kurulabileceği belirtilen açıklamada; yeni düzenlemeyle aylık mahsuplaşma esnekliği de getirildiği kaydedildi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez; 10 Mayıs tarihinde ise yine Twitter hesabı üzerinden şu açıklamayı paylaşmıştı:

“Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesislerinde kurulu güç üst sınırı 1 MW’dan 5 MW’a yükseltildi. Lisans alma ya da şirket kurma yükümlülüğü olmadan; bürokrasiye takılmadan vatandaşlarımız ve işletmelerimiz artık daha fazla elektrik üretebilecek.”

Devamını Oku

Trendler

Copyright © 2011-2019 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com