Connect with us

Bilgi Kaynakları

TAV, karbon salımlarını 2050’ye kadar sıfırlayacak

Yayın Tarihi

on

TAV, 24 ülkeden 40 havalimanı işletmecisinin taahhütlerini içeren NetZero2050 başlıklı belgeye imza koydu. Buna göre şirket, İzmir Adnan Menderes ve Ankara Esenboğa havalimanları 2050’ye kadar karbon salımlarını sıfırlamayı taahhüt etmiş oldu.

TAV Havalimanları’nın işlettiği İzmir Adnan Menderes ve Ankara Esenboğa, havalimanı işletmecilerinin çatı örgütü olan Avrupa Havalimanları Konseyi’nin (ACI Europe) karbon salımını sıfırlamayı öngören taahhüdünü imzaladı. 29. ACI Europe Olağan Kongresi sırasında açıklanan ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı vermeyi amaçlayan karara, 24 ülkede 194 havalimanı işleten 40 havalimanı işletmecisi imza attı.

“TAV olarak sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın odağına alıyoruz”

TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener “TAV olarak sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın odağına alıyoruz. Paydaşlarımız için en yüksek faydayı yaratırken faaliyetlerimizin çevresel etkilerini en aza indirmek üzere çalışıyoruz. Ankara Esenboğa ve İzmir Adnan Menderes havalimanları ACI tarafından oluşturulan Havalimanı Karbon Sertifikasyonu ACA Programı’nda son seviye olan ‘Level 3+ Neutrality’ gereklerini yerine getiriyor. Tüm dünyada bu aşamaya gelen 43 havalimanı arasında yer alıyorlar. TAV tarafından işletilen Tunus, Enfidha Havalimanı da Afrika kıtasından programa katılan ilk havalimanı oldu. ACI Europe tarafından verilen ilk Eko-İnovasyon ödülünün sahibi olan İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nın yeni iç hatlar terminali Amerikan Yeşil Binalar Konseyi tarafından verilen Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik LEED sertifikasına sahip. İklim değişikliğiyle mücadelenin gelecek nesillere borcumuz olduğuna inanıyoruz. Bu alanda küresel ölçekteki standartları benimseyerek sektörün öncü markaları arasında yer almak üzere çalışıyoruz” dedi.

ACI Europe Başkanı ve Münih Havalimanı CEO’su Dr. Michael Kerkloh “Avrupa’daki havalimanları karbon salımlarını her yıl azaltarak son 10 yıldır iklim değişikliğiyle mücadele konusunda öncülük gösteriyor. Bu alandaki sektörel standartları oluşturan Havalimanı Karbon Akreditasyonu programı çerçevesinde 43 havalimanı karbon salımlarını nötralize etmiş durumda. Bugün imza attığımız taahhütle bir adım ileri gidiyoruz. NetZero2050 kararıyla havalimanı işletmeciliği sektörü Paris Anlaşması’yla ve Avrupa Birliği’nin iklim hedefleriyle uyumlu hale getiriyor” dedi.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Yöneticisi Patricia Espinosa “Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli IPCC’nin ekim ayında yayınladığı rapora göre yüzyılın ortasına kadar sıfır karbon salımı hedefine ulaşmamız gerekiyor. Bu hedefe ulaşmak için toplumun tamamının ve tüm sektörlerin çabasına ihtiyacımız var. Havalimanı işletmeciliği sektörünün gönüllü olarak bu konuda adım atması bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Devamını Oku
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilgi Kaynakları

Dünya çapında iklim değişikliğiyle mücadelede patent başvuruları düşüşte

Yayın Tarihi

on

IEA ve OECD’nin yeni bulgularına göre iklim değişikliğini azaltmadaki temel yenilik ölçütlerinden biri, kaygı verici bir eğilim gösteriyor.

Dünya Patent İstatistik Veritabanı’nda (PATSTAT) yer alan yeni verilere göre, IEA ve OECD araştırmacıları, enerji üretimi, taşımacılık, inşaat, imalat ve karbon eldesi ve depolanmasıyla ilgili iklim değişikliğini azaltma teknolojilerindeki patentleme sayısının düşüş  eğiliminin sürdüğü gözleniyor. 2011-2012’deki aynı dilimde, diğer teknolojilere göre oldukça süratli bir artış gösteren söz konusu patent başvuruları, o dönemden bu tarafa önemli bir düşüş gösterdi.

İklim değişikliğini azaltmaya yönelik teknolojilerde dünya patent başvuruları

Çarpıcı nokta, genel anlamda ya da sağlık teknolojileri, genel mühendislik, bilgi ve iletişim teknolojileri gibi alanlardaki patentlerde bu türden bir düşüşe ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmamış olması. İlginç şekilde, bu düşüş, yerel ve bölgesel hava kirliliğini azaltma ya da atık su temizleme benzeri alanlarla ilgili teknolojilerde de aynı derecede gözlenmiyor.

Bu düşüşün bir kısmı, iklim değişikliğini azaltmaya yönelik teknolojilerdeki “olgunluğun” artması, dolayısıyla patente yönelimin azalmasıyla açıklanabilir.

Örneğin, solar PV’de maliyetleri azaltan yakın zamandaki gelişmelerin birçoğu, “know how”ın geliştirilmesiyle, önceki yıllardaki yeniliklerin kullanılmasıyla bağlantılandırılabiliyor.

Ayrıca, genel eğilimin tersi yönde seyreden teknoloji alanlarının iki kategoriye ayrıldığını not etmek ilginç olacaktır: i) enerji sistemi entegrasyonuyla ilintili teknolojilere imkân tanıyan alanlar; ii) iklim değişikliğini azaltmada düzenleme çabalarının geçen yıllarda politik tartışmaların konusu olduğu, denizcilik ve hava taşımacılığı gibi alanlar. İklim değişikliğini azaltma ile uyumlanmayla ilintili teknolojiler, son yıllarda bu türden dik bir düşüş göstermemiştir.

IEA tarafından yapılan son çalışma, enerji sektöründeki dijitalleşmenin ve bu gelişmenin iklim değişikliğini azaltmada olası faydalarını ortaya koymuştur. Patent verileri, enerjide yeniliğin önemini desteklemektedir. Dijital teknolojilerin girişi, tabiatı gereği dijital olarak nitelendirilen enerji ve inşaat alanlarında neredeyse %40 oranla bir hayli yüksektir. Bu oran, dijitalleşmenin kamu refahına büyük yararlar getirme potansiyeli barındırdığı ifade edilen sağlık gibi alanlardakilerden de yüksektir.

ICT bağlantılı bir sınıfı da içeren patent aileleri

Bu çalışmadan çıkarılan bir diğer bulgu da, OECD ülkeleri arasında ve özellikle ABD’de, enerjiyle bağlantılı iklim değişikliğini azaltma teknolojilerinin geliştirilmesinde araştırma işbirliğinin giderek önem kazanmasıdır. Tüm alanlarda, ABD’de yaşayan araştırmacılarla Çin ve Hindistan’daki araştırmacılar arasındaki iş birliği, önceki yıllara göre önemli ölçüde artarak, ilk beşteki ülke çiftlerini meydana getirmiştir. Bir diğer önemli bulgu da, bu eğilimin yönünün OECD ülkelerinden yükselen ekonomilere doğru olmasıdır.

2011-2012 diliminden bu yana meydana gelen dik düşüş, yenilik ve maliyet indirgemesi arasında uzun süren gecikme meydana gelebileceğine ilişkin sert bir uyarıdır.

Üretim maliyetlerinin gitgide rekabetçi bir biçime ulaştığı; 1990’larda ve 2000’lerde rüzgâr ve güneş enerjisini inceleyen araştırmalardan son yıllarda önemli ölçüde faydalandık. Burada sunulan bulgu, patentlendirmeye dair; gelecek yıllara ilişkin ortaya çıkan kaygıları temel almaktadır.

Yine de olumlu gelişmeler mevcut. İlki, iklim değişikliğini engellemeye yönelik teknolojileri; diğer alanlarla yakınlaştırmaktır. Özellikle, iklim değişikliğinin etkisinin azaltılmasının; dijitalleşmeyle ilgili yapılan önemli araştırma çabalarından faydalanması muhtemeldir. İkinci olarak, uluslararası araştırma iş birliği, diğer alanlarda kısıtlı kalmış ülke çiftlerini de dahil edecek şekilde yükseliştedir.

Küresel bağlamda, iklim değişikliği konusu bu tür iş birliği çabalarına gereksinim duyar. İklim değişikliğinin baskıcı; zorlu yapısı uzağa (coğrafi anlamda), geniş (teknolojik anlamda) bakmayı gerektirir.

Devamını Oku

Bilgi Kaynakları

On Birinci Kalkınma Planı’nda yenilenebilir enerji politikaları

Yayın Tarihi

on

2019- 2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı’na göre 2018 yılı verilerine göre 88 bin 551 megavat olan kurulu elektrik gücü, dönem sonunda 109 bin 474 megavata çıkarılacak. Plana göre, 2018 yılında yüzde 32,5 olan yenilenebilirin elektrik üretimindeki payı ise 2023 yılında yüzde 38,8’e yükseltilecek.

2018 yılında Türkiye’nin elektrik enerjisi talebinin 303,3 teravatsaat olduğu kaydedilen çalışmada, 2023 yılında bu rakamın 375,8 teravatsaate ulaşmasının öngörüldüğü belirtildi. Doğal gazın elektrik üretimindeki payının 2018’de yüzde 29,85 olduğu vurgulanan planda; bu oranın 2023 yılı itibariyle yüzde 20,7’ye indirilmesinin hedeflendiği açıklanıyor. Geçen yıl 150 teravatsaat olan yerli kaynaklardan elektrik üretiminin ise On Birinci Kalkınma Planı çerçevesinde 2023 itibariyle 219,5 teravatsaate yükseltilmesi öngörülmüş.

Yenilenebilir enerjiye destek artarak sürecek

On Birinci Kalkınma Planı çerçevesinde; yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminin artırılması ve yenilenebilir enerji üretiminin şebekeye güvenli bir şekilde entegrasyonunun sağlanması amacıyla gerekli planlama ve yatırımlar gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Buna göre; Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) benzeri modeller sayesinde yenilenebilir kaynakların elektrik üretiminde daha yoğun bir şekilde kullanılması sağlanacak. Ayrıca yenilenebilir enerji üretim tesislerinin şebekeye entegrasyonu ve buna ilişkin teknik yardım projeleri hayata geçirilecek. Artan yenilenebilir enerjinin şebeke üzerinde oluşturduğu kısıtların bertaraf edilmesi amacıyla; pompaj depolamalı HES’ler dahil olmak üzere enerji depolama sistemleri tesis edilecek. Daha verimli ve kendi enerjisini üreten binalar yaygınlaştırılacak. Mevcut binalarda enerji verimliliğini teşvik edici desteklemeler yapılacak. Ayrıca; bu kapsamda Ulusal Yeşil Bina Sertifika Sistemi kurulacak ve kendi elektrik ihtiyacını karşılamak için lisanssız güneş ve rüzgâr enerjisi santral uygulamalarının yaygınlaştırılması sağlanacak. Kamu binalarında ise “Enerji Verimliliği Projesi” uygulanacak. (Kaynak: aa.com.tr)

Devamını Oku

Bilgi Kaynakları

Elektriğe yüzde 15 zam

Yayın Tarihi

on

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) açıklamasına göre; 1 Temmuz’dan geçerli olmak üzere elektriğe yüzde 15 zam yapıldı.

EPDK’den yapılan açıklamada; söz konusu fiyat artışında bir önceki tarife dönemine göre Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) toptan satış tarifeleri ile görevli tedarik şirketlerinin EÜAŞ harici alımlarına ilişkin maliyeti oluşturan piyasa takas fiyatlarındaki artışların en önemli etken olduğu kaydedildi.

Açıklamada; “1 Temmuz’dan itibaren geçerli olan elektrik piyasası tarifelerini belirleyen maliyet bileşenlerinde oluşan artışlar nedeniyle görevli tedarik şirketlerinden elektrik enerjisi satın alan tüketicilerin tükettiği elektrik tarifelerinde vergi ve fonlar dahil yüzde 15 zam yapılmıştır. Bu kapsamda; 1 Temmuz itibariyle; mesken abonelerince 100 kilovatsaat elektrik enerjisi için vergi ve fonlar dahil olmak üzere 61,8 lira ödenecektir” ifadesi kullanıldı. (Kaynak: aa.com.tr)

Devamını Oku

Trendler

Copyright © 2011-2019 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com