Solar İstanbul etkinliğinde Sunsis standına konuk olduk ve Teknik Grup Müdürü Ahmet Kaya ile kısa bir görüşme gerçekleştirdik.
Sunsis firmasını yakından tanımak adına faaliyetleri hakkında bilgi vermesini rica ettiğimiz Ahmet Bey, şunları ifade etti: “Sunsis firması olarak 2014 yılında yatırımcı olarak güneş enerjisi sektörüne giriş yaptık. Aynı yıl 1 MWe Güneş Enerji Santralimizi devreye alarak işletme sürecini başlatmış olduk. 2015 yılında 4 MWe, 2016 yılına geldiğimizde ise 50 MWe’lik bir kurulu güce ulaşmıştık. 2017 yılının sonuna doğru da yine kendi yatırımlarımızla 100 MWe’lik kapasiteye ulaştık. 2014’te başladığımız bu süreçte kurulumlar arttıkça bakım, onarım ve işletme için saha tarafında kendi ekiplerimizi de oluşturmaya başladık. 100 MWe’lik kapasiteye ulaştıktan sonra kurulumlara biraz ara verdik ve ekip olarak (saha ve merkez ekibi) işletmeye odaklandık.
O süreçte EPC garantileri çok işlevsel olmayınca işletme sürecini kendimiz yürütmeye başladık. Bu esnada teknik ekiplerimiz için ciddi yatırımlar yaparak Türkiye genelinde 12 farklı ilde işletme-bakım-onarım faaliyetlerini gerçekleştirecek tam teçhizatlı 15 mobil ekip oluşturduk.
İlk 3 yıl kendi tesislerimizi yönettikten sonra, 2017 yılı itibariyle hâlihazırda mevcut olan tecrübeli 15 mobil ekiple diğer yatırımcılara da hizmet vermeyi hedefledik. 2018 ve 2019 yıllarında kendi yatırımlarımız haricinde yaklaşık 50 MWp’lik bir müşteri portföyüne ulaştık. Şu anda bakım, onarım ve işletme olarak toplamda 159 MWp Güneş Enerji Santralinin işletme-bakım-onarım faaliyetlerini yönetiyoruz.”
Varlık yönetimi ile tüm süreçler kontrol altında
Yönetmiş oldukları işletme-bakım-onarım faaliyetlerinin tamamına varlık yönetimi olarak baktıklarını ve GES’lerin yönetiminde etkisi olan tüm süreçleri kontrol ettiklerini belirten Sunsis Teknik Grup Müdürü Ahmet Kaya sözlerini şöyle sürdürdü: “Sadece sahada gerçekleştirilen bakım-onarım faaliyetlerini değil, arka planda kontrol ve takip edilmesi gereken birçok süreci de biz yürütüyoruz. Örneğin, tesislerde fatura takibi, garanti süreci takibi, tüketim tesisleri kontrolü, yedek malzeme stok yönetimi gibi saha faaliyetlerini destekleyici tüm hizmetleri gerçekleştiriyoruz. Dolaysıyla yatırımcıların bu konuya şöyle bakmasını bekliyoruz: Güneş enerjisi santrali sadece bir ya da iki saha personeliyle yürütülen ya da yönetilen bir iş olmamalıdır. Saha faaliyetlerini destekleyici diğer unsurlarda yönetime dahil edilerek aynı şekilde profesyonel bir şekilde takip edilmelidir.
Saha faaliyetlerini destekleyen en önemli bileşen olan işletme sigortası yönetimi ile ilgili olarak, yaklaşık 5 yıldır geliştirmekte olduğumuz ve aslında yatırımcıların yatırım riskini büyük ölçüde garanti altına alan işletme poliçemizden diğer yatırımcıların da faydalanmasının ciddi avantajlar sağlayacağına inanıyoruz. Çünkü çok geniş kapsamlı bir işletme poliçesi sunuyoruz ve güneş enerjisi santrallerinde oluşabilecek birçok hasara karşı yatırımcıları teminat altına alabiliyoruz. Bizim çözüm ortağımızla birlikte geliştirdiğimiz işletme poliçesi içerisinde, pek çok poliçede olmayan, GES’lere özel maddeler yer alıyor. Örneğin kademeli muafiyet bunlardan birisidir ve pek çok poliçede yer almayan bir husustur. Bir tesiste bir invertör arızalandığı zaman maliyeti aşağı yukarı 3.000-3.500 € olmaktadır. Fakat normal bir poliçede muafiyet 10.000 €’lardan başlıyor. Dolayısıyla invertörü muafiyet altında kaldığı için sigortadan alamıyorsunuz. Ama kademeli muafiyeti uyguladığımız zaman, örnek veriyorum 5.000 €’ a kadar tüm arızalarda muafiyet 300 €, 10.000 €’ya kadar oluşan arızalarda muafiyet 1000 € gibi kademeler oluşturuluyor. Dolayısıyla cihaz bazında bir muafiyet uyguluyorsunuz, o da ekstra avantaj sağlıyor.
Öte yandan teknolojik gelişmelere değişen yönetmeliklere bakarsak kısa zamanda güneş enerjisi ile entegre çalışan başka kaynaklara dayalı hibrit sistemlerin hayatımıza gireceğini görebiliriz. Güneş enerjisi santrallerinin yanında belki bir rüzgâr tesisi, belki bir biyoenerji tesisi yer alacak. Bu tesisleri yönetmek tabii ki biraz daha karmaşık hale gelecek ve iki farklı ekibin birbiriyle çalışması gerekecek. Dolayısıyla burada yine ciddi bir organizasyona ihtiyaç duyulacak. Bir sonraki aşama da depolama olacaktır. Depolamayı da bu tesislere entegre ettiğiniz zaman bu sistemleri yönetmek daha da zorlaşarak profesyonel desteği kaçınılmaz hale getirecektir. Dolayısıyla yatırımcıların sadece bakım onarım olarak saha faaliyetlerine odaklanmak yerine bütüncül bir yaklaşımla varlık yönetimine odaklanmaları gerektiğini savunuyoruz.
Sadece saha faaliyetlerine odaklanmak ve bunun için ekip oluşturmak işletme maliyetleri düşürecektir ancak uzun vadede kârlılık azalacaktır ve sürdürülebilir bir sistem olmayacaktır. Saha ekiplerini destekleyici işletme ve koordinasyon ekipleri tarafından yürütülmesi gereken faaliyetler doğru yürütülmediği için de ciddi kâr kayıpları olacaktır. Bu sebeple biz güneş enerjisi santrali yönetiminin birkaç kişilik saha ekibine ek olarak birbirleri ile koordineli çalışan, muhasebe-finans-bütçe-idari işler-izleme ve analiz ekiplerinden oluşan bir organizasyon tarafından yapılması gerektiğine inanıyoruz.
Enerjide olan teknolojik gelişmeler de bu organizasyon şemasının bir gereklilik olduğunu zamanla gösterecektir. Son olarak yatırımcıların santral yönetimlerini konuda profesyonel varlık yönetimi firmalarına bırakmalarını öneriyoruz. Sunsis olarak bu konuda tecrübeli ekibimizle yatırımcılara destek olmaya devam edeceğiz.”


